12- Kılık - Kıyafette Benzeme.doc

12- Kılık - Kıyafette Benzeme.doc
12- Kılık - Kıyafette Benzeme.doc

12- Kılık - Kıyafette Benzeme.doc

Kılık -Kıyafette Benzeme

KılıktaBenzeme

Kişinin, saç-sakal şekliyle giysilerininoluşturduğu dış görünüşü anlamına Kılık-Kıyafet'te bâtıl din ve ideolojibağlılarına benzememek, İslâm'ın üzerinde hassasiyetle durduğu bir mevzudur.Çünkü zahirî/dış benzeşmeler, kaynaşmalara ve rûhen yakınlaşmalara sebepolmaktadır. Meselâ: askerler ve polisler gibi aynı meslekten olup, aynı tipelbise içinde görülen insanlarda rûhi/manevi yakınlaşma kaçınılmazdır. Keza,saç, sakal, bıyık şekilleri bir olan ve bu birlikleri bir kaynaktan beslenen vebir gayeye yönelik olan kişilerde de aynı rûhi yakınlaşmaları izleyebiliyoruz

İslâm,mü'minlerin bâtıl din ve ideoloji mensuplarıyla kaynaşmasını tasvip etmediğiiçindir ki, kılık-kıyafet konusunda Müslümanları bağlayıcı emirler vermiş veyasaklar koymuştur.

Bubahsi kitabımızın ikinci kısmında tafsilâtlı/ayrıntılı bir şekilde mevzuedineceğimiz için burada iki başlık altında kısa bilgiler vermekle yetineceğiz.

Kılıktabenzeme ile saç, sakal ve bıyık şekillerindeki benzerlikle sünnetsizliktekibenzerliği ifade ediyoruz.

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed, Kur'ân-ı Kerîm'le kendisine emir verilmediğikonularda/alanlarda önceki peygamberlerin şerîatlerinin Allah tarafındanyürürlükten düşürülmemiş hükümleriyle amel etmeyi severdi.

Bu sebepleo, gayr-ı müslimlerle putperest araplar arasında gayr-ı Müslimleri; (Yahudilerive Hıristiyanları) tercih ve taklit ederdi. (1) Çünkü gayr-ı Müslimler, tahrifedilmiş olsa da Tevrat ve İncil gibi semavî kökenli Kitap'lara sahiptiler. BuKitap'larda özü itibariyle tahrife uğramamış hükümlerin bulunması da mümkündü.İşte bundan ötürüdür ki Allah'ın Resûlü mevcut Tevrat ve İncil hükümlerinindoğrulanmasını da yalanlanmasını da yasaklamıştır.

EbûHureyre (r.) anlatıyor:

"YahûdilerTevrat-ı İbranice okurlar, Arapça olarak da mü'minlere açıklarlardı.

Allah'ınResûlü mü'minlere şu talimatı verdi.

(1) S.B. M. Tecrîd-i Sarih T. ve Şerhi 9/317.

- Onları ne doğrulayınız, ne de yalanlayınız.Yalnızca şu âyeti okuyunuz. (2)

BakaraSûresi Âyet 136:

"(EyMü'minler!) Şöyle deyin: Biz Allah'a,bize indirilen Kur'ân-ı Kerîm'e; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakûb'a vetorunlarına indirilenlere; Mûsa'ya ve İsa'ya verilenlere; diğer PeygamberlereRableri katından verilenlere îman ettik. Anılan Peygamberler arasında ayırımyapmayız. Biz Allah'a teslim olmuş insanlarız/Müslümanlarız. "

SaçTraşında Benzeme:

a-Yukarıda değindiğimiz sebep dolayısıyladır ki Peygamberimiz, İslâmî tebliğinilk yıllarında gayr-i müslimleri taklit ederek saçlarını tabîi doğrultusundaalnına doğru uzatır, putperestler gibi alnının iki tarafına doğru ayırmazdı.İslâm kültürü ve düzeni kökleşip putperestlik yıkılınca Peygamberimiz saçlarıniki yana ayırmakta bir sakınca görmedi. (3)

b)Dinimizin saç tıraşı ile ilgili bizim tesbit edebildiğimiz tek yönlendiricibuyruğu, Yahûdiler'e benzenilmemesi için, onlar tarafından benimsenen saçmodelinin Peygamberimiz tarafından yasaklanmış olmasıdır.

Sahabîİbn-ü Ömer şöyle rivayet ediyor:

Allah'ınResûlü, saçlarının bir kısmı kesilmiş, diğer kısmı bırakılmış bir Müslümançocuğunu gördü. Bu şekilde saç traşı Yahûdilere has/özgü bir tıraş şekli

(2) M.Mesabîh Hn. 155.

(3)Allah'ın Resûlü'nün yukarıda açıklanan uygulamasından İslam'a has hükümlerinuygulanmadığı zaman ve mekânlarda gayr-i müslimlerle materyalistler arasındagayr-i müslimlerin tercih edilmesi lüzumuna bir işaret alınabilir.

olduğundanonlara benzemekten menetmek için bu tarzı yasaklayarak şöyle emir buyurdu:

-Yasaçların hepsini kesin ya da tamamen bırakın. (4)

PeygamberimizinYahûdilere has traş şeklinin taklit edilmemesi için verdikleri emir, verilişgayesi esas alınarak değerlendirilirse bütün zamanlarda geçerli olmak üzere şukuralı ortaya koymak mümkündür:

"GörüldüğündeMüslüman'ı bâtıl din ve ideoloji mensuplarından bir grubun bağlısı imiş gibigösterecek şekilde bâtılperest toplumlardan birinin saç modelini taklit etmekonlara benzemeyi içine alan bir haram olur."

Sakal-Bıyıktave Şeklinde Benzeme

Sakal-bıyıkbırakmama veya bırakma şeklinde yabancı topluluklara/bâtıl din ve ideoloji mensuplarınabenzenilmemesi, son derece önemli bir konudur. Çünkü Peygamberimizin sözleri veuygulamasıyla şekli belirlenmiş sakal ve bıyık bağımsız kişiliği oluşturucudinî özelliklerimizden biri olarak belirlenmiştir.

Değişiklâfızlarla bize intikâl eden emirlerinde Peygamberimiz (s. a.): "Sakalınızıuzatınz, bıyıklarınızı kısaltınız." buyurmuşlardır. Ancak Peygamberimiz buemirlerini verirken çok defa "Müşriklere, Mecûsilere, Yahûdilere muhalefet ediniz/aykırı gidiniz" buyurmuş, bu mevzudaki emirleriyle İslâm dışıyabancı topluluklara aykırılığı amaçladığını açıklamıştır.

Değinilenamacın/hikmetin yanı sıra, Kur'ân'da Harûn Peygamberin sakalına vurguyapılması, Peygamberimizin sakal ve bıyığı fıtratın/yaratılışın gereği, birdiğer anlatımla bütün Peygamberlerin şerîatlerinin buyruğu olarak bildirmesi,erkeklerin süsü olarak değerlendirmesi ve bu mevzuda ümmetine bilfiil örnekolması da sakal ve bıyığı İslâmî kılığın değiştirilemez bir hususiyetikılmıştır. Nitekim dört büyük fıkıh mezhebimiz

(4)Et-Tac 3/173

de bumevzudaki nebevî amacı belirleyip Peygamberî emri, yapılması gereken Vacipnitelikli bir emir olarak değerlendirmiştir. Bu sebeple benzeme söz konusuolmasa da sakal bırakılacaktır.(5)

Sakal-Bıyıkmevzûunun bâtıl din ve ideoloji mensuplarına benzeme noktasından taşıdığı önemibiraz daha açıklığa kavuşturabilmek için Peygamberimizin yaklaşımını içeren birolayı özetleyerek sunuyoruz:

İranKisrâsı, Peygamberimizin mektupla kendisini İslâm'a davet etmesinden ötürüöfkelenmiş, İmparatorluğuna bağlı Yemen Valisi Bazan'a Peygamberimizle ilgiliemirler vermişti. Kisrâ'nın emri üzerine Bazan'ın gönderdiği Farslı elçiler Hz.Peygamber (a. s.) in huzuruna çıktıklarında Peygamberimiz onların sakalsızsuratlarına ve uzun bıyıklarına bakmış, hayretini ve üzüntüsünü içeren birifadeyle şöyle buyurmuştur:

-Görüntünüz yadırgatıcı. Bu ne biçim sakal vebıyık şekli?

Onların,"Efendimiz-Kisrâmiz bize böyle emrediyor" demeleri üzerine de Peygamberimiz (s.a.) de şöyle buyurmuştur:

-Bana da Rabbim sakalımı uzatmamı, bıyığımıkısaltmamı emretti. (6)

Sakalbırakmakla alâkalı oldukça geniş bilgileri kitabımızın ikinci kısmının dördüncüve son bölümünde bulabilirsiniz.

SünnetsizlikteTeşebbüh

Cinsiyetorganının baş kısmını örten derinin belirlenen ölçüleri içersinde kesilmesianlamına hitan; sün-

(5)Ta-ha 91, EI-Menhelül-Azbül-Mevrud 1/183, El-Fıkhü Alel-Mezahibil-ErbaatiKitabül-Hazri vel-Ibahe Babü Kal'atiş-Şa'ri.

6)Hüccetullahi Alel-Alemine ve Mucizatü Seyyidil-Murselin, Nebhani sh. 521.

netolma, İslâm Dini'nde mü'mine ve mü'min ana-babalara yüklenen mühim birgörevdir.

Kitabımızınikinci bölümünde açıklamaya çalışacağımız sünnetin benzeme/teşebbüh bakımındanönemi, Peygamberimizin onu yapılması gereken bir işlem olarak görmesi yanı sırabir ayırıcı nişan/farklı kılıcı özellik olarak da değerlendirmesidir. ZiraPeygamberimiz yaşlıca da olsa Müslüman olan erkeğe sünnet olmasını şöylece emirbuyururdu:

"Kâfirlikdöneminde vücûdunda oluşmuş kıllarını gider. Sonra da sünnet ol."

Bu vebenzeri hadîslerden ötürüdür ki bazı İslâm âlimleri şöylece ictihadî yorumlardabulunmuşlardır:

"Sünnetolmak farzdır. Çünkü sünnet dinî bir nişandır. Kişinin Müslümanlığı Kelime-iŞehâdet'le bilineceği gibi sünnetle de bilinir. Eğer sünnet farz olmasaydısünnet olmak için avret yerinin açılması ve ona bakılması caiz olmazdı." (7)

Peygamberimizinve Sünnetin özüne ve amacına bağlı İslâm bilginlerinin gösterdiği buhassasiyetten/duyarlılıktan ötürüdür ki on dört asırdır İslâm Ümmeti, dinî birşiar/gösterge olarak sünnet olmaya gereğince önem vermiş ve vermektedir. Diğerdinî şiarlar/göstergeler arasında hüküm bakımından önceliği olmamakla beraberİslâm ümmetinin sünnet olmaya gösterdiği ihtimam, örneğin namazsız Müslümanimajına yer verebilirken sünnetsiz Müslüman tasavvuruna yer vermeyişi, uygulamadasünnetsizliğin kâfirlik olarak değerlendirilmesine sebep olmuştur.

Busebeple sünnetsizlik de haç takınmak, rahip elbisesi giymek, yabancılarıçağrıştıran materyalist örgütlerin rozetlerini takmak gibi zahiren kâfirliğenişandır.

(7) C.Sağîr 1/62, Feyzâl-Kadîr 2/161,

Umdetül-Karî22/44.

Kıyafette/GiyimdeBenzeme

İslâmDini giyime özel bir önem vermiştir. Giysilerin helal kazançlarla alınmışolması, üstün olma amacıyla giyilmemesi gibi tertemiz olması, güzellik içindesadelik arzetmesi, örtücü ve koruyucu nitelikli olması Kur'ân ve Sünnet'ingerektirdiği şartlardır.

Birdiğer önemli şart da giysilerin batıl din ve ideoloji mensuplarını çağrıştırırşekilde onların giysilerine benzememesidir. Bu sebeple onlara özgü özelelbiseleri giymek, aksesuar ve rozetleri v.s. takmak haramdır.

Söylenişgayesi itibariyle bâtıl din ve ideoloji mensuplarının bütününe teşmiledebileceğimiz bir hadîslerinde Peygamberimiz (s. a.) şöyle buyurmuştur:

"Rahiplerinelbiselerini giymekten sakının, kim onların şekillerine bürünür ve onlarabenzemek isterse benim çizgim üzerinde değildir." (8)

Üzerinderengi sapsarı bir elbise ile gördüğünde Peygamberimizin sahâbi Abdulah b.Amr'ın şahsında bizlere verdiği emir de, izleyeceğimiz ölçümüzdür:

"Giydiğinbu elbise (rengi ve şekli yönüyle) kâfirlerin giysisidir. Onu giyme."(9).

(8) M.Zevahid 5/131.

(9)Müsned 2/164, Müslim, Libas Hn. 2077

(10)Tirmizi, Libas 30, Hn. 1768

Meseleninözü bağımsız bir İslâmî kişilik oluşturmak olduğu için önemli olan elbiseninMüslümanlar tarafından yapılıp yapılmaması değil, değinildiği üzere batıl dinve ideoloji mensuplarına özgü olup olmamasıdır. Çünkü Peygamberimiz aşağıdaverilecek örneklerde görüleceği üzere Mekke ve Medine dışından ithal edilengayr-ı müslimlerin imal ettiği giysileri giyerdi. Örneğin Tirmizi, O'nun kolağızları dar Rûmî bir cübbe giydiğini açıklamaktadır. (10)

Üzerindehassasiyetle durulması gereken husus, yaşanılan dönemde giyilecek elbiselerin,takılacak süs eşyasının ve rozetlerin bâtıl din ve ideoloji mensuplarına hasolup olmadıkları keyfiyetidir. Çünkü tarihi dönemlerde benzeme konusu olanörneğin pantolon-ceket ve uzunca manto-pardösü benzeri giysiler, zaman içindeyaygınlaşması sebebiyle bezerliğe konu olmaktan çıkabilir.

Mü'minin,özgür iradesiyle bâtıl dinler ve sistemlerden birinin mensubu gibi görünmesinesebep olacak tarzda giyinmesi kesinlikle haramdır. Zira bu tarzdaki bir giyimyabancı bir milletin bayrağını kendi bayrağı imiş gibi asan kişinin işlediği "vatanahıyanet" suçu gibi bir "İslâm'a ihanet" suçudur.*

Böylesibir önem taşıdığı içindir ki sahâbi Ebû Hüreyre, giysileri Hayber Yahûdileriningiysilerine benzeyen dostlarını şiddetli bir dille yermiştir.

Busebeple bâtıl din ve ideoloji mensuplarına özel nişan olmuş giysilerdenkaçınmakla mükellef olan mü'minler, onlara has bir vasıf taşımasa da daha çokonlar tarafından giyilen giysiler üzerinde de önemle durmalıdırlar. Bu türgiysileri sürekli olarak giymemelidirler.

Aşağıdasunacağımız hadîs bu hususta bizlere bir ölçü vermektedir.

*Herinsanın giysisi, onun vücut ülkesinin bayrağıdır. O, insanın kendi vücut evininkapısına diktiği bir bayraktır ki, onunla hangi kültüre bağlı olduğunu ilanetmektedir. Nasıl ki milletler mili ve siyasi hüviyetlerine olan inançlarınıbayraklarına gösterdikleri bağlılık ve saygıyla açıklamaktadır. İnsanlar dagönül verdikleri değer ve görüşlere olan inançlarını, o değer ve görüşlerinürettiği giysilere sahip çıkarak ve onlara asla veda etmeyerek açıklamalıdır...

Kişiningiysisi onun görüşü ve yaşayışıyla bağlantılıdır, özündeki birikiminaçıklayıcısıdır ve kişiliğini somutlaştırma aracıdır...

O haldekişi, bir kültürle ilgisi bulunan giysiler giyinmekle gerçekte o kültürünalametleriyle bezenmektedir;  biz batıgiysisi giyinenler her hâlükârda batı değerlerleriyle bezenmekte ve onlarıyüceltmekteyiz.

G. A.Haddadadil Çıplaklık Kültürü Kültürel Çıplaklık, 1984, s. 49-52.

Gayr-ıMüslimlere Muhalefet Ediniz

-Allahkendisinden razı olsun- Ebû Umame anlatıyor.

Allah'ınResûlü Ensar'ın sakalları bembeyaz olmuş yaşlı bir grubu ile karşılaşınca,onlara şöyle buyurdu:

-EyEnsar Topluluğu! (Gayr-i müslimlerin yaşlıları saç ve sakallarınıboyamıyorlar.) Siz kumrala boyayın ve onlara muhalefet edin/aykırı davranın.

(Allah'ınResûlü, Yahûdiler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Müşriklere kılık-kıyafette debenzemeyi yasakladığı için biz sahâbiler bu vesîle ile) sorduk:

-YaResûlellah! Ehl-i Kitap olan gayr-i müslimler pantolon/ şalvar giyiyorlar. İzargiymiyorlar. (*) Ne buyurursunuz?

Pantolongiyiniz. İzar da giyiniz. Böylece gayr-i müslimlere aykırı davranınız.

YaResûlellah! Onlar mest giyiyor fakat nalin/ayakkabı giymiyorlar.

Sizmest de giyin nalin/ayakkabı da giyin. Onlara muhalefet edin/aykırı yolizleyin.

YaResûlellah! Ehl-i Kitap olan gayr-i müslimler sakallarını kısaltıp bıyıklarınıuzatıyorlar. (Bizim ne yapmamızı emir buyurursunuz?)

Sizbıyıklanma kısaltınız, sakallarınızı uzatınız. Böylece onlaramuhalefet edin/aykırı uygulama yapın. (11).

Anlayışımızagöre bu hadîs, özellikle laik hukuk ve hayat tarzının hâkim olduğu toplumumuz gibitoplumlarda, başta giysi konusu olmak üzere bir çok konuda uygulayabileceğimizbir metot sunmaktadır.

Bizlerkültürel ithalat yoluyla hayatımıza sokulan ve çoğu defa yapma gereği duyulandavranışları, örneğin kravatı zamam zaman takmayarak ve kültürümüze ait olankarşıtlarını yaparak bizi sorumluluktan kurtaracak çıkış yolu bulabiliriz.Şüphesiz bu metodun ihtiyatla kullanılması gerekir.

Giyimdekibenzeme, duygu ve düşüncelerin kaynaşmasına medar olması bakımından önemtaşıdığı gibi, mü'minlerle bâtılperestlerin iç içe yaşadığı toplumlarda, sosyalkarmaşıklığa sebep olması bakımından da önem taşır.

Bununiçindir ki hususiyle yönetimleri İslâmî olan tarihî toplumlarda yalnızmü'minlerin bâtıl din ve ideoloji mensuplarına değil, onların da mü'minlerebenzemesine düşüncede de, uygulamada da cevaz/onay verilmemiştir. Yasaklar dagetirilmiştir.

Örnekolarak, kuruluşu ve işleyişi şekli bakımından İslâm Devleti'nin başkanı olanbilgin halîfe Hz. Ömer'in uygulamasını gösterebiliriz.

(*) İzar: Vücudun belden aşağısını örten peştemalımsı bir tür elbise.Pantolonun batıl din ve ideoloji mensuplarının alameti olmaktan çıktığı vegenelleştiği söylenebilir.

(11) Müsned5/264-5, M.Zeyâid K. Libas B. Muhalefet-i Ehlil Kitab... 5/131.

Hz.Ömer ve onu izleyen diğer halîfeler ve müctehidler İslâmî yönetim altındabulunan gayr-ı Müslimlere, onların diliyle yazdırılan aşağıdaki şartları vebenzerlerini tatbik etmişlerdir. Hiç şüphesiz bu şartlar ictihadî ve dedönemseldir. Yaşadığımız dönemde İslâm adına eleştirilebilir olan bu şartlar,konuldukları dönemlerde kültürümüze saygımızı yansıtıyordu. Diğer taraftan dagayr-ı Müslimlerin kültürlerini koruyordu.

AyırıcıNişan Takacaksınız

"Müslümanlara hürmet edeceğiz. Oturmakistedikleri zaman meclislerimizde kalkıp onlara yer vereceğiz.

Takke, imame ve ayakkabı gibi giysilerdeMüslümanlara benzemeyeceğiz. Müslümanların saçlarını ayırdığı gibi saçlarımızıayır-mayacağız. Onların dilini konuşmayacağız. Künyeleri ile künyelenmeyeceğiz.Bineklerimize eğerler üzerinde binmeyeceğiz.

Kılıç kuşanmayacak, silâh edinmeyecek ve detaşımayacağız... Yüzüklerimize Arapça ibareler kazımayacağız. Şarab/alkollüiçkiler satmayacağız. Saçlarımızı ön kısmından kısaltacak, nerede olursa olsunkendi âdetlerimize bağlı kalacağız. Bizi yansıtan Zünnar bağlayacağız.Kiliselerimiz üzerine (dıştan görülecek şekilde) haç takıp izhar etmeyeceğiz.Müslümanların yolları ve çarşılarında dinî kitaplarımızı ve haçlarımızı teşhiredip satmayacağız. Kiliselerimizde çanlarımızı ancak hafif bir şekildeçalacağız. Ölülerimizi, seslerimizi yükselterek götürmeyeceğiz. Müslümanlarınkullandığı yollarda cenazelerimizi teşyi ederken ateş yakmayacağız." (12)

Hz.Ömer'in tatbikatından yararlanarak İmam Ebû Yusuf'un Halîfe Hârûn Er-Reşîd'ehitaben yazdığı ve uygulattırdığı genelgede de şu esaslar yer almaktadır:

 Müslümanlara Benzemeyeceksiniz:

"İslâmÜlkesinin vatandaşı olan gayr-i müslimlerin/zimmîlerin hiç birisinin elbise,binek hayvanı ve kıyafetinde Müslümanlara benzemesine müsaade edilmeyeceğikendilerine anlatılmalıdır.

(12)İktizaus-Sırâül-Müstekim, sh. 121.

Onlar,Müslümanların bellerine bağladıkları kuşak yerine, kalın ipliktenyapılmış kemerleri bellerine bağlamaya mecbur edilmelidir. Keza başlarınaçizgili başlıklar giydirilmelidir. Atlarının eğerlerindeki tümseğin tahtadanyapılması, papuç bağlarının ikili olması, elbise ve kıyafetlerinde Müslümanlarıtaklit etmemeleri tavsiye olunur.

EyHalîfe! Valilerine ve zekâtla görevli memurların olan âmillerine tamimlergönder. Zimmîlere bu kıyafetleri emretsinler.

Hz.Ömer, Vali ve âmillerine zimmilerin bu kıyafetlerle dolaşmasını emrederdi.Bundan maksat Müslüman ile zimminin birbirinden ayırt edilebilmesidir. Yoksa amaçsadece zimmileri muayyen kıyafetlere mecbur etmek değildir." (13)

 

Kılık -Kıyafetle İlgili Bir Yorum

İslâmDini'nin kılık-kıyafette bâtıl din ve ideoloji bağlılarına benzenilmesiniyasaklamasının asıl amacı sunduğumuz iki tarihî belgede de görüleceği üzere Hakehli ile bâtıl yaranını ayırmaktır. Hak'ça hayat ile Bâtıl'ca yaşantıyı ayırmaimkânını vermektir. Mü'minleri İslam kültürü üzerinde yetiştirmek ve bağımsızbir kimlikle yaşatmaktır.

İslâmDini her vesile ile Hakk'ın tebliğ edilmesini, gerçeklerin duyurulmasını emirve tavsiye eder. Hakk'ın bilinerek ve sevilerek kabul edilmesini ister.Kültürde zora dayalı değişmeleri tasvip etmez.

Bununiçindir ki İslâm Tarihi'nin İslâmî ilkelerin özüne bağlı kalındığı hiç birhâkimiyet döneminde kültürde zorlama yoluna gidilmemiştir. Yapılan, İslâm'laçelişen ve çatışan bâtılların bâtılperestleri aşarak mü'minlere zarar vericiboyutlara ulaşmasını engellemek olmuştur.

(13)Kitabül-Harac Ebû Yûsuf Ter. Ali özek. sh. 202, Fethül-Kadîr 4/380.

AksesuarlardaBenzemek

Başlık

Başlık,İslâm tarihi boyunca benzeme/teşebbüh açısından önemini korumuş ve korumaktaolan bir konudur.

Nûrsûresinin 30. âyetiyle üreme organı ve çevresi anlamına Ferc'lerini korumaklayükümlü olduklarından Müslüman erkekler farz görev olarak yalnızca göbekle dizkapakları arasını örtmekle mükelleftirler. Bu sebeple onların her hangi bir başlığı giyinme yükümlülükleri yoktur.

Hac veUmre'de erkeklerin başlarının açık olmasının ihramın şartlarından olması,Peygamberimizin Umre ve Hac ihramlarından çıkışları için istisnai kesmeleridışında saçlarını kulak yumuşaklarına kadar ve daha da uzun bir şekildebırakması, saçlarını ortadan ayırma ve yanlara salma gibi uygulaması ve bazısahâbilerin yaz-kış baş açık gezinmesi bu gerçeği doğrulamaktadır.

Başlıkgiyilmesinin arzu edilmesi halinde batıl din ve ideoloji mensuplarına özgüolmayan, onlar için ayırıcı nişan oluşturmayan her hangi bir başlıkgiyilebilir...

Allah'aortak koşanlara benzenilmemesi amacıyla özel bir başlık türü olan İmame kullanmaya yönlendiren hadis, Allah'ın Resûlü'ne aidiyeti açısından zayıftır.

"BizimleAllah'a ortak koşan (müşrikler) arasındaki bir fark da külah (takke) üzerine sarıktır. " anlamındaki bu hadis, zayıflığı sebebiyle bağlayıcı vegörev yükleyici değildir. (14)

Ancakemredilmiş olmamakla birlikte Peygamberimiz tarafından kullanıldığı için imamebaşlık olarak tercih edilebilir.

Çağrıştıranve kabul gören anlamıyla İmame, külah/takke ile üzerine sarılan sargıdan oluşanbaşlıktır

Peygamberimizyalnızca takke veya takkesiz imame kullandığı gibi çoğu defa takke ile beraberimame kullanmıştır.(15) Onun imame giymesi, imamenin mü'minlerin çoğunluğutarafından kimliğimizin bir parçası ve ayırıcı bir nişanı olarakdeğerlendirilmesine vesîle olmuştur.

Müslümanlarimameyi tarihler boyunca kullanmışlar ve değişik şekilleri içeren imame kültürüoluşturmuşlardır, kendilerine özgü imamenin, yönetimleri altındaki gayr-imüslimler tarafından kullanılmasını da engellemişlerdir. Giyilmesine ruhsatverdikleri zaman

(14)Tirmizî Libas 42, Ebu Davud Libas 24

(15)Et-Tac 3/157

dafarklı renk ve şekildeki imamelere yönlendirmişlerdir. Böylece ayırtedilmeyecek şekilde içiçeliğe mani olmuşlardır.

Tarihîİslâmî yönetimlerde gayr-ı müslimler, Müslümanlara özgü imame giymektenyasaklanırlarken Müslümanlar da imame dışındaki yabancı başlıklardan vegiysilerden yasaklanmışlardır.

Çünküisteyerek onlardan olunduğu izlenimini verecek başlık veya elbiseleringiyilmesi kimliksizliği, bir diğer anlatımla inanç zayıflığını belgeler. Busebepledir ki tarihi dönemlerde, bâtıl din ve ideoloji mensuplarına ait başlıkve elbiseleri giyen kişinin durumu ne olur şeklindeki sorulara bazı İslâmâlimleri "Kâfir olur." şeklinde fetva verebilmişlerdir.

Bufetvalara Kanuni dönemi Şeyhul-İslâm'ı Ebussuud efendiden bir örnek verelim:

Mes'ele:Zeyd, bigâyri zaruretin başına Yahûdi şapkasın giyse şer'an ne lâzım olur?

Elcevap:Küfür lâzımdır. (16)

Benzemeaçısından başlık konusuna değinmişken zaman zaman gündeme getirilmek istenenbir konuya kısaca eğilmekte yarar görürüz.

Belirlitarihî dönemlerde kâfirlik alâmeti olarak görülmüş, uğrunda ilmî ve siyasîmücadeleler verilmiş, fakat şimdilerde yasalarla korunduğu halde savunucularıtarafından bile kullanılmaz olmuş, bir diğer anlatımla tarihe gömülmüş şapkagibi bazı başlık türleri her dönemde kâfirlik alâmeti olarak görülebilir mi?

Sözüedilen başlıklar, eğer Kurân veya Sünnet ölçüleriyle benzememeye konu edilseydiKıyamet'e kadar yasaklılığını korurdu. Çünkü yabancılara aykırılıkta İslâm'ınkendisine has tercihlerini kökleştirme amacı da vardır. Ancak Kur'ân veSünnet'le değil de Müslümanların çoğunluğunun kanâati ile alâmet-ifarika/ayırıcı nişan görülüp, kullanılmaması gereğinde ittifak edilmişbaşlıklar ve benzeri aksesuarlar özel bir durum arzederler.

Eğer butür başlıklar İslâm'a özgü görülebilecek imamenin kullanılmasına engel teşkilediyor, gerçek Müslümanların olumsuz kanâatleri ve çekimserlikleri sürüpgidiyor ve anılan başlıkların tarihi takdim tarzı, aynı ideolojik muhteva vebaskı ile sunulmakta devam ediyorsa -kanâatimize göre- alâmet-i küfür olarakgörülebilirler.

Şapkaörneğinden hareketle ülkemizde fiili şartların değiştiği söylenebilirse de,temel hakları ve özgürlüklerini savunamayanlar için tarihin tekerrürününkaçınılamaz olduğu da unutulmamalıdır.

SözüCumhuriyet döneminin ilk yıllarını yaşamış müfessir Mehmet Vehbi efendinin birdeğerlendirmesi ile noktalayalım.

"... Sarığıngayrı olan kisve; her ne suretle olursa olsun millet-i İslâmiyenin dışında birmilleti takliden alındığından elbette kisve-i asliyye-i İslâmiye diğerine müraccaholur." (Aslî İslâmî kisve diğerine tercih edilir.)(17)

(16)Şeyhül-İslâm Ebûs-Suûd Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, sh. 118.Yahûdiler tarafından giyilen siyah ceket-pantolon üzerine siyah fötr şapka günümüzdede onlara özgü ayırıcı nişan olma özelliğini korumaktadır.

       (17) Hulâsetül Beyan 5/1855.

 


 

Giyim Meselesine Teberruc Zaviyesinden Bakış

Giyimkonusunu Yahûdiler, Hıristiyanlar ve Materyalistler gibi bâtıl din ve ideolojimensubu toplumlara benzeme zaviyesinden incelediğimiz için fiilî bazıbenzerlikler varsa da kadınların vücut organlarını teşhir eder tarzdagiyinmeleri mevzuuna ve erkeklerle kadınların birbirlerine benzer şekildegiyinmeleri konusuna temas etmeyeceğiz.

AncakKur'ân-ı Kerîm'in Ahzab Sûresi'nde, İslâm'dan önceki Cahiliyet dönemikadınlarının yaptıkları gibi giyimde teberrüc yapılması yasaklandığı için haramkılınan teberrüc üzerinde duracağız.

AyrıcaPeygamberimizin bâtıl din ve ideolojilerin mensuplarıyla alâkalı olduğunuaçıklayarak yasakladığı süs vasfını taşıyan giyim tarzına değineceğiz.

a - Adıgeçen sûrenin 33. âyetinde Yüce Allah, "...İlk cahiliyetin kadınları gibiteberrüc yapmayın..." buyuruyor.

Müfessirlerteberrücü, erkeklerin önünde kırıtarak yürüme olarak tefsir ettiklerigibi kadınların başlarını örttükleri örtüyü bağlamayarak kulakları, boyunlarıve gerdanlarını teşhir etmeleri şeklinde de açıklamaktadır.

Bunagöre mü'min kadınların ilk cahiliye kadınları gibi kulak, boyun ve gerdanlarınıteşhir eder biçimde elbise giyinerek toplum fertleri arasına çıkmalarıharamdır.

Şüphesizaçıklanan tarzda giyimin haramlığı yalnız tarihî ilk câhiliyetin giyim tarzıolmasından ötürü değildir. Allah bilir ferdî ve sosyal ahlâkı ifsad ediciolmasından ötürüdür.

Gayr-iİslâmî olan bütün hayat şekilleri câhiliyet hayatı olduğu için bâtıl din veideoloji mensuplarının hayatı da câhiliyet hayatıdır. Bu sebeple teberrüccâhiliyetin alâmetidir. İslâm câhiliyete ait tüm değer yargıları ve yaşayışbiçimlerini ret ettiği gibi teberrücü de ret etmiştir.

Câhiliyetemensup kadınların özelliği olduğu içindir ki Peygamberimiz, Müslüman kadınlarıteberrücden sakındırmaya büyük bir önem vermiştir.

Allah'ınResûlü mü'min kadınlardan Allah'a ortak koşmayacaklarına, hırsızlıkyapmayacâklarına, zina etmeyeceklerine, cenazelerin ardından saç yolup yakayırtmayacaklarına, kocalarının mallarından gizlice alıp harcamayacaklarına vegereksiz olarak nâmahrem erkeklerle konuşmayacaklarına dâir biat alırkenteberrüc yapmayacaklarına da bit alırdı.

b -Teberrüc haram kılındığı gibi husûsiyle kadınlarımız için süs olma vasfını taşıyancezbedici giyim tarzı da haram kılınmıştır. Zira örtülmesi gereken vücutorganlarını örtücü nitelikte bile olsa bizatihi süs olma özelliğini taşıyangiyim tarzı, İsrail oğulları ile başlayan ve onların azaba uğratılmasebeplerinden birini oluşturan giyim şeklidir. Bu şekli benimsemek onlarabenzemektir ve de haramdır.

Nûrsûresinin 31. âyetinde geçen "...Müslüman kadınlar gizledikleri süslerininbilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar..." anlamındaki bölüm dedeğinilen giyim tarzının haramlığını açıklamaktadır. Çünkü örtü ile gizlenensüslerin bilinmesi için dikkatleri çekmek yasaklı olunca örtüyü süs halinedönüştürmenin de haram olacağı açıktır.

Hz.Aişe validemizin sunacağımız rivayeti de haramlığı pekiştirmektedir. O, şöyleanlatıyor:

"Hz.Peygamber (s. a.) Mescit'te oturuyorken Müzeyne kabilesinden süslü elbiseleriçinde alımlı-çalımlı bir şekilde yürüyen bir kadın çıkageldi.

Bukadın'ı gören Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

-Ey İnsanlar! Kadınlarınızı bakışları çekecekve onların hafif meşrep kadınlar olduğu izlenimini verecek süslü elbiselergiymekten ve alımlı çalımlı bir eda ile mescitlere girip çıkmaktan men ediniz.Zira İsrâiloğulları kadınları süslü elbiseler giymeye ve ibadet yerlerinealımlı-çalımlı bir şekilde girip çıkmağa başladıktan sonra cezalandırıldılar."(18)

(18) İ.Kesîr Ahzab Sûresi 33, İ. Mâce Hadîs No: 4001.

 

 

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/12-kilik-kiyafette-benzemedoc-16-343h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim